Ne güzel ellerin.
Her kapandığında gözlerim,
tutmaya çalışır ellerim.
Aslında her kapattığımda gözlerimi,
soğuk bir demiri tutuyordu ellerin.
Beton bir kapağın demir tellini.
Hiç göremedim tuttuğunu ellerimi.
Özür dilerim.
Özür dilerim.
Mesela sana karışık kaset göndermek isterdim.
Ama doksanlarda bebektim.
Şimdi ne kaset kaldı ne ninni.
Tek dinlediğim komşuların kavga sesleri.
Özür dilerim ama
sen de doksanlarda bebek bile değildin.
Benim gözlerim vardı ama senin ellerin yoktu.
Gözlerimi kapattığımda tek gördüğüm demir bir teldi.
Şükür, şimdi ellerin geldi.
Özür dilerim daha fazla anlatamıyorum.
Kafamın içinde filler tepişiyor.
Ellerine basıcaklar diye korkuyorum,
gözlerimi açamıyorum.
Küçük bir Ankara klasiği
Danimarka'da sıradan bir akşamüstü